29 Ocak 2012 Pazar

Dinlerken Hem Ağlamak Hem de Gülümsemek İstediğim Şarkı

Oh your love is beautiful and cruel at the same time good at the same time...
I should die in your arms right now... And give it all to you... 
Yine Herakleitos! Beautiful and cruel at the same time... Karşıtlıklar. Hıh. 
Bitirdi beni bu şarkı. Katalizörleri sayamam şimdi. 






24 Ocak 2012 Salı

Atasözü Yazdım

"The Dilek Ablam" ile çocuk eğitimi vs üzerine yapılan ağdalı sohbet sırasında kendi felsefemi kendi cümlelerimle özetledim. Hoşuma da gitti :D

Dedim ki; "Çocuğun içinde varsa olur yoksa olmaz... İtsen gitmez, tutsan durmaz..."

Di mi ama?

18 Ocak 2012 Çarşamba

RTÜK ( Rahle Takke Üfürük Kurulu)

Ben de değiştiricem :D

Son din olarak islam bazi talihsizliklere de maruz kalmis tabii... Adamlarin guzelini secmisler kiliseye, kalan saglar bizim olmus. Kadinlarin guzelleri baskasina yar olmus, bize kalanlara da "ortun!" emri verilmis... Goz gormeyince gonul katlanirmis hesabi : D

13 Ocak 2012 Cuma

HEY DOSTUM!

"Bir dostun varlığı güzel bir şeydir; fakat bir dosta ihtiyaç duymadan yaşayabilmektir önemli olan"
Oğuz Atay- TUTUNAMAYANLAR (THE BIBLE OF MANHOOD) 



2 Ocak 2012 Pazartesi

Anneler Zordur

Farkettim ki gün içinde en çok kullandığım kelime: "Hadi!"

İki anlamı var: Ya "Hadi yapalım", ya da "E hadi çocuklar! Çabuk olun" anlamında. İlki iten, ikincisi sıkan :))

Bugün Kayra giyinir gibi yapıp, aslında eli işte gözü oynaşta tavırları ile beni sabır testine tabi tutarken, farkettim ki kendimi "hadi" otomatiğine bağlamışım. Sonra sordum ona "Neden böyle yavaş hareket ediyorsun evlatcım?!" diye. Cevap verdi evladım: " Çünkü ben rahat bir insanım". Bu kadar basitti cevap.
"Peki bu durumda ben ne oluyorum?" dedim. "Zor annesin sen" dedi. Öylece kaldım. Yutmaya çalışırken bunu, aklıma geldi sordum: "Peki kimin annesi kolay sence?" dedim. "Kolay anne yoktur" dedi. Kesti attı.

Anneler zordur...

Bununla ilgili kitap yazarım ben, jenerasyonlar boyunca gözlemlerime dayanan.

Demek ki matruşkadan yine aynı kadın çıktı.



"If you don't eat yer meat, you can't have any pudding. How can you have any pudding if you don't eat yer meat?"

1 Ocak 2012 Pazar

Yeni yıl... Kime göre?! Neye göre?!



Ne yeni yıla girmeyi ne de eski yılı geride bırakmayı seviyorum... 


Aralara bentler koymadan aksın hayat. 


Birileri öyle istedi diye veya buyurdu diye "o" gün kutlaması... Santa Clauslar, Saint Valentineler... Tıkanan trafikler, patlayan "kırmızı kadife yastık" satışları, altına hediye koymak için alınan ağaçlar... Eski köylere yeni adetler...  


Belki "benim yılım" daha önce başladı.
Belki de daha başlamadı. 


Takvimdeki sayıları mı kutlayacağım yani?! Ne komik :)))


Yeni yılda "sağlık, başarı, mutluluk" ayrılmaz üçlüsü dilemeler. "Mutlu Noeller" yazmalar!!! Gece 12'de havai fişekler, sarılıp, öpüşmeler... Aklıma şaman törenleri geliyor :)) 


Belki de bu dilekler bizi ayakta tutuyordur diye de düşündüm dün kendi kendime. O zaman sadece bir gün dilemek yerine hergün dileyelim... Ne ala!



*Noel Baba'ya değinmeden de edemeyeceğim. Kesinlikle Keşan Müftüsü'ne katılıyorum. Adam olsaydı kapıdan girerdinin ötesinde, hayatımıza son 10 yıl içinde değil çok daha önce girerdi. 


Herşeyimiz ithal. Kahramanlarımız bile.


Amma ve lakin iyi satıyor ve sattırıyor ;-) 


**Yılı yeni olanlara kutlu olsun!